Hollanda’nın sömürgeci geçmişi

14 Haziran 2020 0

17. yüzyıldan itibaren Afrika kıtasının birçok yerinde sömürge oluşturmaya başlayan Hollanda; Fildişi Sahili, Gana, Güney Afrika, Angola, Namibya ve Senegal’de birçok koloni kurdu.

Kıtadaki sömürgelerine Batı Afrika’dan başlayan Hollanda, 16. yüzyılda Gana ve Senegal’de, 17. yüzyılda Fildişi Sahili ile Güney Afrika’da ve 19. yüzyılda da Namibya’da koloniler kurarak bu ülkedeki doğal ve insani kaynakları kullandı.

Afrika ülkelerindeki doğal kaynakların yanı sıra insani kaynakları sömüren Hollanda, insanları katletti ve büyük bir kısmını da Amerika ve Avrupa kıtasına köle olarak kaçırdı.

Sömürgecilikte altın çağ

Daha çok Afrika’nın kıyı kesimlerinde sömürge yönetimi kuran Hollanda, 15. ve 17. yüzyıllar arasında sömürgecilikte “altın çağ”ını yaşadı ve gücünü korudu. 

İngiltere ve Fransa’dan önce Afrika’da sömürge bölgeleri kuran Hollanda, 18. yüzyıla doğru İngilizlere ve Fransızlara karşı güç kaybederek sömürgelerini bu ülkelere devretmek zorunda kaldı.

En eski sömürgelerinden biri olan Gana’ya 16. yüzyılda giden Hollandalılar burada bulunan başta altın olmak üzere yeraltı madenlerini sömürdü. Gana’da 1642 yılında inşa ettikleri Elmine Kalesi ile de Gana’dan Amerika ve Avrupa kıtalarında binlerce Afrikalıyı köle olarak kaçırdı.

Namibya sahillerine 1793 yılında gelen sömürgeci Hollandalılar, ülkenin en gözde limanı olan Walvis Bay Limanı’nı ele geçirdi ve burada yaşayanları katletti.

Hollandalılar tarafından ele geçirilen Walvis Bay Limanı bu tarihten itibaren köle limanı olarak kullanılmaya başlandı.

Güney Afrika’nın ilk sömürgeci ülkesi Hollanda

Diğer birçok Avrupa ülkesinden daha önce Afrika’da koloni kuran Hollanda, Güney Afrika’ya ilk gelen sömürge ülkesi olma özelliğini taşıyor. Hollandalılar, 1652 yılında “Hollanda Doğu Hindistan Şirketi”ni kurarak sömürge bölgelerindeki çalışmalarını artırdı ve Ümit Burnu’nda bulunan Cape Town kentinin temellerini attı.

Güney Afrika’daki Hollandalı sayısı 1652’de sadece 90 kişiyken bu sayı 1795 yılında 16 bine ulaştı. Aynı yıl Hollandalılar tarafından bu ülkede köleleştirilen Güney Afrikalı sayısı ise 16 bin 839’a yükseldi.

Güney Afrika’yı köle ticaretinde merkez olarak kullanan Hollanda, özellikle Cape Town’da topladığı köleleri gemilerle Amerika ve Avrupa kıtalarına götürdü. Tarihçilere göre, 1795 yılında Cape Town’un nüfusunun üçte ikisi kölelerden oluşuyordu.

Khoikhoi katliamı

Hollanda’nın Afrika’daki sömürge izlerinden en bilineni Khoikhoi halkına yönelik katliamları oldu. Hollanda, 1659, 1673 ve 1674-1677 yılları arasında Khoikhoi kabilesini köleleştirmek için büyük katliamlar yaptı.

Ateşli silahlar ile Khoikhoi kabilesine saldıran Hollandalılar binlerce Afrikalıyı öldürdü, evlerine ve arazilerine el koydu, köle olarak kaçırdı ve bölgedeki doğal kaynakları sömürdü.

Surinam

Hollanda’nın Surinam’da kurduğu şeker kamışı ve kahve çiftliklerinde çalıştırılmak üzere 19. yüzyıla kadar Afrika’dan yaklaşık 600 bin köle Surinam’a getirilmiştir. 1863’te köleliğin kaldırılmasının ardından bu kez Hindistan ve Endonezya’dan getirilen zorunlu işçiler bu plantasyonlarda çalıştırılmıştır. 1922’ye kadar Hollanda’nın sömürgesi olarak kalan Surinam bu tarihte “Hollanda Guyanası” adıyla Hollanda Krallığı’na bağlı bir denizaşırı eyalete dönüştürülmüştür. Ülke 1954’te içişlerinde bağımsızlık elde ederken tam bağımsızlığına ancak 1975’te kavuşabilmiştir.

Hollanda Antilleri

Güney Amerika kıtası yakınlarındaki Karayip Denizi’nde bulunan Küçük Antiller takımadalarının bir bölümünü oluşturan Hollanda Antilleri, önce İspanya, ardından İngiltere ve son olarak 17. yüzyılda Hollanda tarafından işgal edilmiş ve sömürgeleştirilmiştir. Adalar, köleliğin yasaklandığı 1863 yılına kadar köle taşımacılığında bir aktarma merkezi olarak kullanılmış, 1954 yılında sömürge olmaktan çıkartılıp Hollanda’ya bağlı özerk bölgeler haline getirilmiştir.

Endonezya – Açe

Sömürgecilik tarihinde Hollanda en büyük sıkıntıyı Endonezya’da yaşadı. Öteden beri müstakil sultanlıklar halinde yaşamaya alışmış Cavalıların isyanları kanlı bir şekilde bastırıldı. 1873’te başlayan ve 1903’e kadar devam eden Açe isyanında, yerli halktan çoğu sivil 70 bin kişi öldü.

İstanbul’da bulunan Sultan 2. Abdulhamid, el altından Açelilere destek olmaya çalıştı; ama ekonomik ve politik zorluklar, buna tam manasıyla imkân vermedi. Hollanda, bu büyük kıtayı elinde tutacak askeri güce sahip eğildi. Bunun için mahalli halkla işbirliği yapması gerekiyordu.  Belli başlı kabileleri para ve başka yollarla elde etmeye çalıştı. Bir yandan da halkın, dünya Müslümanları ve bilhassa Hilafet merkezi İstanbul ile irtibatını kesmeye çalıştı. Endonezyalı Müslümanların hacca gidişi yasaklandı.

Hollanda XX. asırda sömürgelerinin hepsini kaybetti. Şimdi elinde sadece Hollanda Antilleri kaldı. Avrupa’nın bu küçük ülkesinin, anavatandan 40 misli büyük topraklar üzerinde kurduğu sömürge imparatorluğundaki politikası, hümanist mazisine gölge düşürdüğü gibi; şimdilerde bu ülkede yükselen faşizm, hayret ve endişe ile izlenmektedir.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ
error: Content is protected !!