İnsani ilişkilerde ölçü

05 Haziran 2020 0

“Hiçbir günahkâr, diğerinin (işlediği günah) yükünü taşımaz” (En’âm, 164)

Mealini verdiğim bu ayet Kuran-ı Kerim’de 5 yerde geçiyor. Farklı açılardan incelenebilecek olan bu ayet bilhassa suçun şahsiliği çerçevesinde incelenir. Yani, kimse başkasının işlediği suç/günahtan Allah (Azze ve Celle) katında ve gayet tabii devlet katında da sorumlu olmaz. Öyle ya, Ahmet adam öldürdü diye bunun ceremesini ben mi çekeceğim?

Ayetin Allah’a (cc) ve devlete bakan yönü yanında, biz kulları ilgilendiren bir yönü de vardır. Mezkur ayeti “Bir kavme duyduğunuz kin sizi adaletten sapmaya sevketmesin. ” (Maide, 8) mealindeki ayet ile de birlikte düşündüğümüzde, kendimize şu dersi çıkarabiliriz: bir kişinin yaptığı hata yüzünden sinirini başkasından çıkarmak, o başkası hakkında bir ön yargı oluşturmak doğru olmaz. Niye sinirimizi başkasından çıkaracak mışız ki? O başkası dediğimiz kişi mi haksızlık etti bize?

“Bir kişinin yaptığı hata yüzünden” sözümüzdeki bu “bir kişi” kimdir peki?

Polistir
Alimdir
Kadındır
Tarikat ehli görünendir
Öğrencidir
Esnaftır
Suriyelidir (bunu böyle yazıyor olmam da ne kadar utanç verici)
Vs.

Bir polis vatandaşa haksızlık yaptı ve bunu bizler sosyal medyadan mı izledik? Alim diye gördüğümüz insan(lar) açıktan bir günah mı işledi? Çevremizdeki kadınlar özgürlük naraları mı atıyorlar? Tarikat ehli görünenler bidatlara mı bulaşmışlar? Öğrencin verdiğin ödevleri geçiştirmeye mi çalışıyor? Esnaf seni dolandırmaya mı çalışıyor? Suriye’li bir mülteci birisine tecavüz mü etmiş, yahut bir yerde hırsızlık mı yapmış? Öyleyse şu ayet mealini tekrar okuyalım: “Hiçbir günahkâr, diğerinin (işlediği günah) yükünü taşımaz” (En’âm, 164)

Bu insan sınıfları bir takım günahlara bulaşmış olabilirler ama onların günahlarını bunlarla aynı sınıfı paylaşan diğer insanlara yüklemenin bir anlamı var mı ki?

İşte bunların günahlarını, yine polis, alim, kadın, sufi, öğrenci, esnaf olup ama samimi, ihlaslı bir şekilde dinini yaşayan, insanca davranışları olanların üzerine yıkmaya kimin hakkı olabilir? Bu durum bizlere insani ilişkilerde hüsn-ü zan ilkesinin esas olmasını da hatırlatır. Hüsn-ü zan simidine sarılabilenlere ne mutlu!

Halil Demirkan
Halil DemirkanDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ
error: Content is protected !!