Sen de insansın, öğrencin de insan

15 Eylül 2020 0

Uzun sayılacak bir zaman hem öğrenciliği hem de hocalığı tecrübe ettim, etmeye devam ediyorum. İkisini de son bir kaç yıldır birlikte yaptığım için hem öğrencinin, hem de hocanın psikolojisini anlama imkanı elde ettiğime inanıyorum.

Bu kısa yazıda tecrübelerimden faydalanarak hocaların öğrenciyi anlayabilmeleri, empati kurabilmeleri için bir kaç noktaya temas edeceğim.

Ders okutma, insanlara bu yönden hizmet etmek size nasip olduysa bu yazıdan istifade edebilirsiniz. Yöneticilik yapan, başkan olan kişilerin de istifade etmesi umulur.

1. Öğrenciniz, yahut vakıfta kendilerine başkanlık ettiğiniz kişileri ikiye ayırabiliriz. Kimisi gayretli olur, kimisi laylaylom için gelmiştir. İster gayretli olsun, ister gırgır şamatacı takım olsun: Herhangi bir nedenden ötürü verilen ödevi/görevi yapmıyorlarsa, derslerin hakkını tam olarak vermiyorlarsa, derse çalışmıyorlarsa ve bu size, kurumunuza herhangi bir zarar da vermiyorsa, işler aksamıyorsa bunu kafaya takmayın, öğrencinize tavır yapmayın, hoşgörün gitsin. Tavır yapsanız da yapmasanız da o iş yapılmayacak, öğrenci ödevini yapmayacak, dersin hakkını vermeyecek. Bu durumda tavır yapmayan, anlayış gösteren hoca ve onun sayesinde insanlık uzun dönemde kazançlı çıkacaktır.

Hem kendimden, hem arkadaşlarımdan biliyorum: Ödev konusunda tavır yapan, sunulan mazeretler karşısında kolaylık sağlamayan hocalar sevilmez. Tam tersi kolaylık sağlayan hocalar ise sevilir. Sanmayın ki bu sevilmeme işi o öğrenim süresiyle sınırlı. Mazeret sunduğu halde kendisine kolaylık sağlamayan hoca, o öğrenci için artık büyük ihtimalle ömür boyu yok hükmündedir…

Tam tersinden ise, şahsen mazeret belirtmiş olduğum hocalarımın hala kalbimde ciddi yerleri vardır. Bu noktada öğrencinizin “pembe” yalan söylüyor oluşu falan da önemli değil.

2. Öğrenciler robot değiller. İnsan olmak hasebiyle her birisinin kendi özel durumları, sıkıntıları olabiliyor. Ailesiyle yaşıyorsa anne babasına hizmet, evliyse ailesine vakit ayırması, hastaysa hastalığı, parasız ise çalıştığı işi vs vs olabiliyor. Ciddi problemleri olan bir sürü öğrenci var. Ne sizin dersinizle dünya kurtulacak, ne de öğrenciniz dersin hakkını vermediğinde dünya bozulacak. “Öğrencinin her zaman bir mazereti olur” ön yargısından sıyrılmak gerekiyor.

Bu aralar mesela ders verdiğim bir vakıfta öğrenciler dersleri evlerinden online olarak takip ediyorlar. Bunlar burs almıyor, şu an yurtta da kalmıyorlar. Demek ki bu derslere sadece kendilerini geliştirmek için geliyorlar. Durum böyleyse, bunlar dersin hakkını vermiyorsa, ödevleri yapmıyorlarsa benim onları sıkmaya bir hakkım olmaz. Bu adam kendi isteğiyle gelip kaydını yaptırmış. Öyleyse niye dersin hakkını vermek istemesin?

Hasılı kelam: Eğer öğrencilerinizin robot gibi dur durak bilmeden, yılmadan, mazeret üretmeden çalışmalarını istiyorsanız yanlış bölümde olduğunuzu, muhataplarınızın da yanlış kişiler olduğunu bilmelisiniz. Makine mühendisliği yahut yazılım bölümünde olup robot üretmeniz gerekir bunu istiyorsanız…

İnsanız; sen de insansın, öğrencin de insan…

Halil Demirkan
Halil DemirkanDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ
error: Content is protected !!